arkadaslar askin tanimi yoktur cunku benim lugatimda ask die bisi yoktur.ben sadece etrafimdan duydugum kadariyla biliyorum ben basima gelmedigi icin simdi ne solesem yalan olur dimi ama.bu arada cok kotu bisiymis bu ask hic tavsiye edeni gormedim.ben onun icin korkuyorum aski olmayanlara sadece tavsiyem sakin yaklasmayin herzamanki gibi uzak durun!!hersey askla baslio ama askla bitmio(geneli ole ama iyi olanida vardir tabiiki de onlarda istisna eskiden oleymis diolar atalarimiz simdi ask mask kalmadı kendinizi toparlayin arkadaslar)inanmayin ole seylere derim ben!!!tesekkurler…..saygilar..arz ederim.
1- İletişim kurmayı öğrenin
Ona ne demek istediğinizi, ne istediğinizi dolaylı yoldan değil, direkt söyleyin. Birinden sizin zihninizi okumasını beklemek, iletişim kurmak değildir.
2- Tutarlı olmayı öğrenin
Ağzınızdan bir şey çıkıyorsa, bunun arkasında durun ve söylediklerinizi yapın. Kendinize karşı dürüst olun ve bir şey söyleyip, başka bir şey yapmayın. Kararlarınızı birçok kez değiştirmeyin.
3- Seksi yem olarak kullanmayın
Erkek arkadaşınıza ya da eşinize karşı seksi asla yem olarak kullanmayın, seksi yaşamak istiyorsanız yaşayın. Seks, bir şeyin cezası ya da ödülü olmamalıdır.
4- Bilincinizi geliştirin
Partnerinizin cinsel gücü ile ilgili kötü sözler sarf etmeyin. İlişkinizde menfaatinizi ön planda tutmayın, gereken fedakârlıkları karşılık bekleyerek yapmayın, onun da böyle davranmasını sağlayın.
5- Ona yanlış mesajlar göndermeyin
Her zaman dürüst ve net olun, ondan her şeyi anlamasını beklemeyin ve anlamıyor diye de sorun çıkarmayın.
6- Erkeklerin hayatınızı finanse etmesini beklemeyin
Hayatınızdaki erkeklere ATM makinesiymiş gibi davranmaktan vazgeçin, 2000′li yıllarda şunu unutmayın ki herkes kendi bütçesinden sorumludur.
7- Eşitlik bekliyorsanız, siz de eşit davranın
İlişkinizde ezilmek istemiyorsanız, siz de her zaman partnerinize karşı eşit davranın. Sadece kadın olduğunuz için ondan bir şeyler beklemeyin.
8- Erkekleri tüm sorunlar için suçlamayın
Unutmayın; ikili ilişkilerde asla tek taraf tamamen suçlu değildir.
9- Nazik olun
Ağırbaşlı ve nazik olmaya özen gösterin. Her erkek böyle kadınlardan hoşlanır.
10- Bu 9 kuralı hiç unutmayın
Sık sık bu kuralları okuyun ve ilişkinizde uyarlamayı unutmayın!
aşk ı şöyle ya da böyl etanımlayabilmek imkansız dır aşk her insana göre değişir . herkes farklı şeyler hisseder herkes farklı tecrübeler eder. benm tanımım benm yaşadıklarıma ,yaşayamadıklarıma ve bunn gibi bir sürü nednelerin toplamını yansıtcktır muhtemelen.bunun içindir ki okuyanlardan aşık olan varsa ve sıkıntısı varsa lütfen kendisine bunu rehber edinmesin . aşk hiç bir zam tek taraflı yaşanmaz gerçek aşkı da doğru düzgün yaşayan yoktur şu yeryüzünde .biz erkekler aşkı hep karıştırrz kendi nefsimize yenik düşeriz bazı nednelrden dolayı mesela bunlar ; çok gzl olma sexy olmak sarışın olmak kaşr olmak vs. ciddn aşk bunlara tutlup kendini o kzıa köle etmekmidir kesinlikle hyr. ben bir kere gerçek beni seven bir kzıa denk geldim hala da sevdiğini biliyorum başlarda ben de onu çok sevmiştim peki neden çok kıs asürdüğünü dewam etmediğini biliyormusunuz sadece güzel bir kız fiziği fln fulldü (: brz da olur gibi imaj veridğinden gitti pekionla mı ne oldu çıkmadık bile nednei :beni bunla gördü diye . her ne varsa aşk : iki tarafın birbirne sınırsız olan sevgi si dir saygısıdır .. bilmem belki de şu anda hala yanlız olmam onun ahını almamdır ??? aşk elinize geçtiğinde ltfn yalvryrm bırakmayın ona yapışın illlahi gzl kızla iyi ilişkiler olacak diye bir şey yok. aksine onla çok kıs asüreli çıkar ilişkisi oluyr … umarım bir kaç deli kendsini aşık sann şahısların gözünü açarımmmm
madem ole bende katılayım dedim google de arastırma yaparken bişi buldum tam bu konuya uygun bişi.oku
aşk, sevda ilişkilerini “bok böcekleri “ ile açıklamak moda oldu…Biz de deneyelim…
Olay şu ; Bok böceği , yediği boktan mutludur… Oysa ki , insan o boku yemekten rahatsızdır ama her şeye rağmen o yükün altına girmekten çekinmez…” Bok böceği” kendisine en büyük “boku” getirenle çiftleşir mutlu olur…İnsan böylemidir?…Hem o ” boku” yemeye can atar hem de sorgulayıp yığınla sorun yaratır…
Aşk Nedir!
Aşk…
Üç harften oluşan, kısacık bir sözcük dilimizde… Bu denli kısa olup da, söylendiğinde, okunduğunda ya da duyulduğunda insanın dikkatini çeken, içinde bir şeyleri kıpırdatan… Bu denli kısa olup da, uğrunda ölünen, öldürülen, kişiyi yemeden içmeden kesen ya da deli olunan bir durumu anlatan kaç sözcük vardır ki… Eğer aşk, salt bir sözcük olsaydı; yaşanan bir gerçekliğe delalet etmeseydi, bu kadar bizi ilgilendiren ve etkili bir kavram olabilir miydi ki…
Aşk… ?
Yanıtına sığındığımız bir soru daha…
Aşk her toplumda vardır ama yaşanış renkleri farklıdır. Bunların renklerini birbirinden ayıran ise, bireylerin içerisinde yaşadığı toplumsal, kültürel koşullar, bireylerin yetişme tarzları ve çocukluk yaşantıları, kişilik özellikleri, değerleri ve tercihleridir.
Tarihsel ve güncel anlamda, aşkın yüzlerce, binlerce tanımı yapılmıştır ve gelecekte de yenileri eklenecektir bunlara. Keza yine aşkı konu alan binlerle ifade edilecek şiirler, öyküler, romanlar yazılmış; oyunlar sahnelenmiş, türküler yakılmış, şarkılar söylenmiştir. Ressamlar, ellerinde fırçaları ve paletlerindeki renklerle, tuvale aksettirmeye yeltenmişlerdir onu.
Aşk, yalnızca sanatın ve edebiyatın farklı alanlarında değil, felsefede de işlenmiştir. Filozofların bazıları aşk’ı bir varlık olarak ele alıp, “aşk nedir” sorusunu yanıtlamaya, onun neliğini ortaya koymaya ve belirlemeye girişmişlerdir. Bunlardan bazıları makaleler yazmış, bazıları daha kapsamlı çalışmalar yapmıştır. Schopenhauer’in Aşkın Metafiziği, Afşar Timuçin’in Aşkın Diyalektiği, yine yaklaşık olarak aynı kapsamda değerlendirilebilecek olan Alain Finkielkraut’un Sevginin Bilgeliği, Herbert Marcuse’un Eros ve Uygarlık, Erich From’un Sevme Sanatı, bu çalışmalardan bazı örnekler olarak sayılabilir.
Bunların yanısıra, bilim alanından da, özellikle psikolog ve psikiyatristler aşk üzerine çalışmalar yapıp eserler ortaya koymuştur.
İster bilimsel, ister sanatsal, isterse felsefi anlamda ele alınsın, aşkı bir varlık, bir olgu olarak gören ve belirlemeye yönelen her girişimin temelinde, buna girişen bireyin, kendi öznel, deneyimleri ya da deneyimsizlikleri; anlamlandırmaları, yanılsamaları, hayalleri; içerisinde yaşadığı koşullardaki tercihlerini hem kendisi hem de diğerleri nezdinde meşrulaştırma çabaları vardır. Bu çaba, kendilerinin, yani öznelliklerinin paranteze alındığı, hatta, sanki hiç yokmuş gibi algılanmasına olanak veren genelleşen belirleme ve önermelerde bulur ifadesini… Yapılan tanımlarda daha da belirgindir bu özellik… Bundan dolayı yapılan her genelleme öznelliği aşma yada gizleme çabasıdır. Çünkü bilinmesini, sorgulanmasını, alenileşmesini istemez kendi yaşantısının…
Örneğin;
“Aşk şiddettir.”
“Aşk tutkudur.”
“Aşk iradedir.”
“Aşk iradesizliktir.”
“Aşk uysallıktır.”
“Aşk sahibine yaltaklanmaktır.”
“Aşk kediliktir.”
“Aşk ihanettir.”
“Aşk köpekliktir.”
“Aşk sadakattir.”
…
Tanımlarının her birinde gizlenen bireysel yaşantılar ve bunlara dayanan öznel anlamlandırmalar vardır. Ancak tanımın genelliğinden dolayı, bunları okuyanlar, bu tanımları verenlerin/yapanların bireyselliğini düşünmez bile… Oysa bu tanımlar, gerçekliğini esas olarak, tanımı yapanın, adına “aşk” dediği ilişkide bulur. Daha ötesinde değil… Acaba yaşanan gerçek bir aşk mıydı? Okuyan bilebilir mi ki bunu…
Aşk’ı varolana aşkın kılmaya çalışmanın anlamı da gereği de yoktur. Aşk metafizik bir şey olmadığı gibi, herhangi, sıradan denilebilecek bir şey de değildir.
Aşk ilişkidir
Ne var ki her aşk, karşılıklı yaşanan gerçek bir ilişkiye dayanmadığı gibi, her ilişki de aşk değildir. Adına aşk denilen ilişki, diğer tüm insan ilişkilerinden farklıdır. Hem öznesi ve özne/nesnesi hem de yaşanışı açısından…
Aşk ilişkidir’ önermesi, “nedir” sorusuna genel bir yanıt olsa da, kendi başına açıklayıcı değil elbette. Bundan dolayı sorular sormak gerek yükleme. Aşk nasıl bir ilişkidir? Aşk neden bir ilişkidir? Bu ilişkiyi diğer insan ilişkilerinden ayırıcı ve ayrıcalıklı kılan nedir? Soruları çoğaltmak mümkün ama, gerek yok şimdilik…
Aşk, düşünsel, duygusal, bedensel boyutuyla, öznenin özne/nesnesini bütünsel anlamda fethetme ve onun tarafından fethedilme isteğine dayanan bir ilişkidir. Öznenin, özne/nesnesiyle buluşamadığı ya da özne/nesnenin idealleştirildiği yerde, gerçek, yaşanan bir aşk yoktur. Ki “platonik aşk” denilen ve giderek hastalıklı bir hal alan bu durumda gerçek bir aşktan değil, saplantılı bir bilinç halinden söz edilebilir yalnızca… Çünkü ortada ilişki yoktur. İlişkinin olmadığı yerde de aşk…
İnsanın hem en güçlü, hem de en zayıf olduğu ilişkidir aşk… Çünkü çırılçıplak yaşanır; düşünsel, duygusal ve bedensel boyutuyla… Teklifsiz, beklentisiz, çıkarsız ve ikircimsiz yaşanır. Ki orada, ne bir gonca gülün gölgesine yer vardır ne de bir kuş kanadının…
Eğer bunlar, “acaba”, “ama”, “ancak” gibi sözcüklerle peydah olursa bir ilişkide, biline ki aşk sırra kadem basmıştır çoktan… Ve onun adı artık aşktan başka her şey olabilir… Ama asla aşk olamaz.
Giden yada kalan,ne farkeder ki emekler ßo$a gittikten,ümitler tükendikten sonra ? Giden gitmi$,tüm hayaller sona ermi$tir..Geride anılar kalır hatırlanmak ßile istenmeyen…
Aşk,bunların dışında nedir biliyor musunuz;
Aşık olduğunuz adamın siz ayrıldıktan hemen sonra parmağına taktığı
alyansını görüp mahvolmanızdır!!!
Sesini duymadan uyumayıp.sesini duymadan uyanmadığınızın
dokunacak kadar yakınınızda olmasına rağmen elinizi uzatamayışınızdır!!!
Bağıra bağıra ağlarken boğazınızda hıçkırık tükendiğinden inleyerek uykuya dalmanızdır!!!
Sonra yeni bi başlangıç yine bi bitiş bu iş böyle ya insan aşık olmamalı
kızım olunca onu fanus içine koyacağım hiçbir erkek onu üzemesin
bence aşk sevipte sevilememenin ne büyük bi şey olduğunu gösterir tabi bu benim için çünkü bende çok seviorum ama bu şahıs benim kuzenimi seviomuş:(:(:( artık aşktan çok korkuyorum çünkü acı çekiyorum onu unutamıyorum tekrar söylüyorum sen benim inkansız aşkımsın KARAGÖZLÜM…
Aşk cesaret ister
Kocaman bir yürek
Ondan kaçmak kimseye yakışmaz
Bu yolda sevdiğine kavuşmakta vardır,
Çamura bataklıklara saplanıp boğulmakta
Ama yine de yine de sevgi vardır
O her şeye inat bataklıklarda bile yeşerir
Çamur ve bataklıklar çağırır bazen gitmek gerekir.
shirine giden terkedendir TabikiDE…GidenLere Üzülmemek YasLarını TutmaMak lazım..GiDen yeNi bi BaşlanGıç Yapmak iÇin gideR,kalan Sadece yasıNI tutar,geRiye dÖnmesini bekler…
UNUTMAYALIM YENİSİ GELİP AYNI HEYECANI TEKRAR YAŞATACAK İNSAN UMUTLU OLMALI….
giden sadece kendine iyi bak der. bitti kırıldım ve gidiyorum diyemediği için kendine iyi bak der. seni parçalara ayırır ve en büyük parçayı yanına alır gider…..
KASIRGA çok güzel yazmış evet giden kendine iyi Bak der söyleyecek birŞeyi olmadığı için…n’olur sudan sebeplerle ayrılmaya karar verenler kendine iyi bak demeyin!siz O’na iyi bakın dönüp sıkı sıkı sarılın bırakmayın.1 yanlış üç doğruyu asla GöTüRmEz,insan elindekinin değerini kaybedince anlıyor
MyImmortaL, 59 ve 64′te harika yazmışsın beni anlatmışsın resmenn… aşk ne kadar acı çektirse de umutlu olmalı insan… ama bir de pandoranın kutusu misali umudun insanı daha da kahretmesi var………..
Bir genç varmış önceleri her gün gözünün önünde olan gözlerine baktığında içini titreticek olan kızdan habersiz mutluluğu başka aşklarda arıyormuş. ta ki o an gelip o kızın gözlerine bakana kadar tamam demiş genç buldum işte aradığım kız bu herşeye değicek olan bu eğer birileri için bi şeyler yapacaksam her şeyi onun için yapmalıyım ve asla neden diye düşünmemeliyim çünkü o hepsini hak eder demiş. Sonra o kızın yurdunu oda numarasını öğrenmiş ve onun odasına hergün kimden geldiği belli olmayan bir adet gül göndermeye başlamış bir kaç gün geçtikten sonrada eline bir büket gül alarak kızın yurdunun önüne gitmiş çağırmış kızı onu çok sevdiğini soylemek için kız gelmiş yurdun önüne çocuğu görünce çok şaşırmış uzun uzun konuşmuşlar çocukla. kız gülleri alamayacağını söylemiş çocukta “ben bu gülleri senin için aldım sana vermedikten sonra ne yapabilirim ki bunları çöpe de atamam ben bunları, insan kalbini çöpe atabilir mi hiç” demiş eğer illede çöpe atılması gerekiyorsa sen at onları bu kalbi sen at çöpe demiş. Ayrılacakları zaman kıza vermiş gülleri arkasını dönmüş çocuk ama kıza bakıyormuş yinede gülleri ne yapacak diye. Kız yurda doğru giderken hiç düşünmeden güllerle birlikte çocuğun kalbinide atmış çöp kutusuna çocuğaysa kırık hayaller yarım kalmış umutlar ve geceleri sadece yastığıyla paylaştığı göz yaşları kalmış. Paramparça etmiş çocuğu ve en büyük parçayı yanında götürmüş geriye sarılması çok zor olan sarılsada sürekli kanayacak olan ömür boyu sızlayacak bir yara bırakmış. O gün bu gündür kimseyi sevememiş çocuk söylendiğine göre kalbini zincirle sarıp kilitlemiş. kalbide kilidide çoktan paslanmış. içindeki karanlık unutlarını da hayallerini de çoktan alıp götürmüş, sadece söz verdiği insanlar için yaşar olmuş. buz tutmuş bi yüreğe sıcaklığını hissettirmek dünyaya siyah beyaz bakan birine gökkuşağını göstermek çok zor arkadaşlar…..
aşk bazen satranç tahtası gibi siyah beyazdır. doğru hamleleri yaparsan karşındakini kazanır yanlış hamleler yaparsan kaybedersin. ama yinede önemli olan oyuna başlamayı göze alabilmektir
“birlikte aynı yöne bakmaktır.” birine göre. “umudunu kaybetmeden bekleyebilmektir.” bir başkası. “bir kere sesini duysam, bu bana yeter diyebilmektir.” diyen de var.
::)))… sevmek 1 tabak pilav üstü kuru yemektir… aşk ise 10 tabağı birden götürmektir… abartılmamasında yarar vardır derim hep… severek yenirse de mutlaka gaz yapar…
qamze ask sence ön disLerini qöstermek midir &:D &:D
yok abla aşk acı yaş pasta gibidir görünüş aynı tatlı sanırsın ama yersen görürsün
aşk ne ben unuttum galiga sanırsam
herhalde
7k de qörmediq mi sanqim &:D en yakın ve CanLı Sahit sensin &;)
Aşk her zaman insana acı veren doga üstü bir duygudur:)
selim hatırlayınca yasss aşkın galibasımı olur kii
patron nasıl canlı örnek beniiim?
sen diiLsin KanKaCan qamze &:D
bence koç kaç yani anladın sen onu
tmm ben bu aşkı gören olursa Allah’ını seven selim’ede bi uğra seni çok öslemiş yüzüne hasretmişşdesiiin nolarsınız
aşk esra dır…
tamam ben sölerim selim olmassa kulağından tutup getiririm
oooo büyük kavga çıktı:) tamam tamam sorun yok:)
ne oluyo bende tartısmak istiyom..
Allahımmm Rams BasLadıq yine &;)
sana sevıyom bana cık dedıgınde
alacagın cvp aşk tır
arkadaslar askin tanimi yoktur cunku benim lugatimda ask die bisi yoktur.ben sadece etrafimdan duydugum kadariyla biliyorum ben basima gelmedigi icin simdi ne solesem yalan olur dimi ama.bu arada cok kotu bisiymis bu ask hic tavsiye edeni gormedim.ben onun icin korkuyorum aski olmayanlara sadece tavsiyem sakin yaklasmayin herzamanki gibi uzak durun!!hersey askla baslio ama askla bitmio(geneli ole ama iyi olanida vardir tabiiki de onlarda istisna eskiden oleymis diolar atalarimiz simdi ask mask kalmadı kendinizi toparlayin arkadaslar)inanmayin ole seylere derim ben!!!tesekkurler…..saygilar..arz ederim.
arkadasLar Ciddi Ciddi soruyoruz ya !
öle aşkmı olur
sedat?
Ask = Ziya Aysun
BaRaN Cok tesekkür ederim ciddiyetin için &;)AşkLı qünLer diLerimmm &:D &:D
yok benimki
hmm anladımm
selim aşk sedat mı senin için
arkadaşlar aysun kaycanının tlfonunu bulabilirim isterseniz? arkadaşımda war arto falanda isterseniz bulabilirim:)
mutluluklar aşık var aramızdaaa:D
yok bee sadata sordum öle aşkmı olur sedat dedim… bana çıkarsınmı sana seviom deyince karşılık aşk olur dediyaa onaa
benim içimde bişiler varda aşkmı bilmiom kii ???
eee muhabbet ediliyo burda msnden ortak bi yer açında orda konuşalım hieheiheiheiheihe
asLınd Ben bi tartısma konusu atmıstım ortaya maa millet Geyiğe vurdu &:S
kim vurdu geyiği
))
esra sen burda aşk arama bunlar aşkı yanlış tanımışlar
1- İletişim kurmayı öğrenin
Ona ne demek istediğinizi, ne istediğinizi dolaylı yoldan değil, direkt söyleyin. Birinden sizin zihninizi okumasını beklemek, iletişim kurmak değildir.
2- Tutarlı olmayı öğrenin
Ağzınızdan bir şey çıkıyorsa, bunun arkasında durun ve söylediklerinizi yapın. Kendinize karşı dürüst olun ve bir şey söyleyip, başka bir şey yapmayın. Kararlarınızı birçok kez değiştirmeyin.
3- Seksi yem olarak kullanmayın
Erkek arkadaşınıza ya da eşinize karşı seksi asla yem olarak kullanmayın, seksi yaşamak istiyorsanız yaşayın. Seks, bir şeyin cezası ya da ödülü olmamalıdır.
4- Bilincinizi geliştirin
Partnerinizin cinsel gücü ile ilgili kötü sözler sarf etmeyin. İlişkinizde menfaatinizi ön planda tutmayın, gereken fedakârlıkları karşılık bekleyerek yapmayın, onun da böyle davranmasını sağlayın.
5- Ona yanlış mesajlar göndermeyin
Her zaman dürüst ve net olun, ondan her şeyi anlamasını beklemeyin ve anlamıyor diye de sorun çıkarmayın.
6- Erkeklerin hayatınızı finanse etmesini beklemeyin
Hayatınızdaki erkeklere ATM makinesiymiş gibi davranmaktan vazgeçin, 2000′li yıllarda şunu unutmayın ki herkes kendi bütçesinden sorumludur.
7- Eşitlik bekliyorsanız, siz de eşit davranın
İlişkinizde ezilmek istemiyorsanız, siz de her zaman partnerinize karşı eşit davranın. Sadece kadın olduğunuz için ondan bir şeyler beklemeyin.
8- Erkekleri tüm sorunlar için suçlamayın
Unutmayın; ikili ilişkilerde asla tek taraf tamamen suçlu değildir.
9- Nazik olun
Ağırbaşlı ve nazik olmaya özen gösterin. Her erkek böyle kadınlardan hoşlanır.
10- Bu 9 kuralı hiç unutmayın
Sık sık bu kuralları okuyun ve ilişkinizde uyarlamayı unutmayın!
Setatım &;)
bu kurallardan 3. bıraz celışkıde kaldım 9. dogru
10. yapılması gereken tek sey
burda tarıf ettıklerı hayallerdekı masallardakı
belkıde olmasını ıstedıklerı
ama gercekler cok acıtıyo ben onu ıyı bılıyom
Ben de cok ii biLiorum ask yasamak istedikLerini yarım yasamaktır , acı cekmektir &;) [BenCe...]
VAZGEÇEMEMEKTİR.İmkanSız olduğunu bilSen bile:(
ask herzamn var yasayana v edogru insanı bulana
aşk ı şöyle ya da böyl etanımlayabilmek imkansız dır aşk her insana göre değişir . herkes farklı şeyler hisseder herkes farklı tecrübeler eder. benm tanımım benm yaşadıklarıma ,yaşayamadıklarıma ve bunn gibi bir sürü nednelerin toplamını yansıtcktır muhtemelen.bunun içindir ki okuyanlardan aşık olan varsa ve sıkıntısı varsa lütfen kendisine bunu rehber edinmesin
. aşk hiç bir zam tek taraflı yaşanmaz gerçek aşkı da doğru düzgün yaşayan yoktur şu yeryüzünde .biz erkekler aşkı hep karıştırrz kendi nefsimize yenik düşeriz bazı nednelrden dolayı mesela bunlar ; çok gzl olma sexy olmak sarışın olmak kaşr olmak vs. ciddn aşk bunlara tutlup kendini o kzıa köle etmekmidir kesinlikle hyr. ben bir kere gerçek beni seven bir kzıa denk geldim hala da sevdiğini biliyorum başlarda ben de onu çok sevmiştim peki neden çok kıs asürdüğünü dewam etmediğini biliyormusunuz sadece güzel bir kız fiziği fln fulldü (: brz da olur gibi imaj veridğinden gitti pekionla mı ne oldu çıkmadık bile nednei :beni bunla gördü diye
. her ne varsa aşk : iki tarafın birbirne sınırsız olan sevgi si dir saygısıdır .. bilmem belki de şu anda hala yanlız olmam onun ahını almamdır ??? aşk elinize geçtiğinde ltfn yalvryrm bırakmayın ona yapışın illlahi gzl kızla iyi ilişkiler olacak diye bir şey yok. aksine onla çok kıs asüreli çıkar ilişkisi oluyr … umarım bir kaç deli kendsini aşık sann şahısların gözünü açarımmmm
payLasımın için çok tesekkür ederim achilles umarım dediğin qibi bazı şahısLarın qözünü açarsın ne diim &:)
aşk iki kişiliktir…
saygıdır…
sadakattir,sadakatli olabilmektir
aşk tek kişiliktir…
çünkü o duyguyu yalnız sen yaşarsın…
ister karşılıklı olsun isterse de karşılıksız…
madem ole bende katılayım dedim google de arastırma yaparken bişi buldum tam bu konuya uygun bişi.oku
aşk, sevda ilişkilerini “bok böcekleri “ ile açıklamak moda oldu…Biz de deneyelim…
Olay şu ; Bok böceği , yediği boktan mutludur… Oysa ki , insan o boku yemekten rahatsızdır ama her şeye rağmen o yükün altına girmekten çekinmez…” Bok böceği” kendisine en büyük “boku” getirenle çiftleşir mutlu olur…İnsan böylemidir?…Hem o ” boku” yemeye can atar hem de sorgulayıp yığınla sorun yaratır…
qüzel bi benzetme
A$kı Shirineye Sorun..O çok iyi ßilir..
o nasıl bi benzetme yaaa….
bence cok hos bi benzetme selo
Aşk Nedir!
Aşk…
Üç harften oluşan, kısacık bir sözcük dilimizde… Bu denli kısa olup da, söylendiğinde, okunduğunda ya da duyulduğunda insanın dikkatini çeken, içinde bir şeyleri kıpırdatan… Bu denli kısa olup da, uğrunda ölünen, öldürülen, kişiyi yemeden içmeden kesen ya da deli olunan bir durumu anlatan kaç sözcük vardır ki… Eğer aşk, salt bir sözcük olsaydı; yaşanan bir gerçekliğe delalet etmeseydi, bu kadar bizi ilgilendiren ve etkili bir kavram olabilir miydi ki…
Aşk… ?
Yanıtına sığındığımız bir soru daha…
Aşk her toplumda vardır ama yaşanış renkleri farklıdır. Bunların renklerini birbirinden ayıran ise, bireylerin içerisinde yaşadığı toplumsal, kültürel koşullar, bireylerin yetişme tarzları ve çocukluk yaşantıları, kişilik özellikleri, değerleri ve tercihleridir.
Tarihsel ve güncel anlamda, aşkın yüzlerce, binlerce tanımı yapılmıştır ve gelecekte de yenileri eklenecektir bunlara. Keza yine aşkı konu alan binlerle ifade edilecek şiirler, öyküler, romanlar yazılmış; oyunlar sahnelenmiş, türküler yakılmış, şarkılar söylenmiştir. Ressamlar, ellerinde fırçaları ve paletlerindeki renklerle, tuvale aksettirmeye yeltenmişlerdir onu.
Aşk, yalnızca sanatın ve edebiyatın farklı alanlarında değil, felsefede de işlenmiştir. Filozofların bazıları aşk’ı bir varlık olarak ele alıp, “aşk nedir” sorusunu yanıtlamaya, onun neliğini ortaya koymaya ve belirlemeye girişmişlerdir. Bunlardan bazıları makaleler yazmış, bazıları daha kapsamlı çalışmalar yapmıştır. Schopenhauer’in Aşkın Metafiziği, Afşar Timuçin’in Aşkın Diyalektiği, yine yaklaşık olarak aynı kapsamda değerlendirilebilecek olan Alain Finkielkraut’un Sevginin Bilgeliği, Herbert Marcuse’un Eros ve Uygarlık, Erich From’un Sevme Sanatı, bu çalışmalardan bazı örnekler olarak sayılabilir.
Bunların yanısıra, bilim alanından da, özellikle psikolog ve psikiyatristler aşk üzerine çalışmalar yapıp eserler ortaya koymuştur.
İster bilimsel, ister sanatsal, isterse felsefi anlamda ele alınsın, aşkı bir varlık, bir olgu olarak gören ve belirlemeye yönelen her girişimin temelinde, buna girişen bireyin, kendi öznel, deneyimleri ya da deneyimsizlikleri; anlamlandırmaları, yanılsamaları, hayalleri; içerisinde yaşadığı koşullardaki tercihlerini hem kendisi hem de diğerleri nezdinde meşrulaştırma çabaları vardır. Bu çaba, kendilerinin, yani öznelliklerinin paranteze alındığı, hatta, sanki hiç yokmuş gibi algılanmasına olanak veren genelleşen belirleme ve önermelerde bulur ifadesini… Yapılan tanımlarda daha da belirgindir bu özellik… Bundan dolayı yapılan her genelleme öznelliği aşma yada gizleme çabasıdır. Çünkü bilinmesini, sorgulanmasını, alenileşmesini istemez kendi yaşantısının…
Örneğin;
“Aşk şiddettir.”
“Aşk tutkudur.”
“Aşk iradedir.”
“Aşk iradesizliktir.”
“Aşk uysallıktır.”
“Aşk sahibine yaltaklanmaktır.”
“Aşk kediliktir.”
“Aşk ihanettir.”
“Aşk köpekliktir.”
“Aşk sadakattir.”
…
Tanımlarının her birinde gizlenen bireysel yaşantılar ve bunlara dayanan öznel anlamlandırmalar vardır. Ancak tanımın genelliğinden dolayı, bunları okuyanlar, bu tanımları verenlerin/yapanların bireyselliğini düşünmez bile… Oysa bu tanımlar, gerçekliğini esas olarak, tanımı yapanın, adına “aşk” dediği ilişkide bulur. Daha ötesinde değil… Acaba yaşanan gerçek bir aşk mıydı? Okuyan bilebilir mi ki bunu…
Aşk’ı varolana aşkın kılmaya çalışmanın anlamı da gereği de yoktur. Aşk metafizik bir şey olmadığı gibi, herhangi, sıradan denilebilecek bir şey de değildir.
Aşk ilişkidir
Ne var ki her aşk, karşılıklı yaşanan gerçek bir ilişkiye dayanmadığı gibi, her ilişki de aşk değildir. Adına aşk denilen ilişki, diğer tüm insan ilişkilerinden farklıdır. Hem öznesi ve özne/nesnesi hem de yaşanışı açısından…
Aşk ilişkidir’ önermesi, “nedir” sorusuna genel bir yanıt olsa da, kendi başına açıklayıcı değil elbette. Bundan dolayı sorular sormak gerek yükleme. Aşk nasıl bir ilişkidir? Aşk neden bir ilişkidir? Bu ilişkiyi diğer insan ilişkilerinden ayırıcı ve ayrıcalıklı kılan nedir? Soruları çoğaltmak mümkün ama, gerek yok şimdilik…
Aşk, düşünsel, duygusal, bedensel boyutuyla, öznenin özne/nesnesini bütünsel anlamda fethetme ve onun tarafından fethedilme isteğine dayanan bir ilişkidir. Öznenin, özne/nesnesiyle buluşamadığı ya da özne/nesnenin idealleştirildiği yerde, gerçek, yaşanan bir aşk yoktur. Ki “platonik aşk” denilen ve giderek hastalıklı bir hal alan bu durumda gerçek bir aşktan değil, saplantılı bir bilinç halinden söz edilebilir yalnızca… Çünkü ortada ilişki yoktur. İlişkinin olmadığı yerde de aşk…
İnsanın hem en güçlü, hem de en zayıf olduğu ilişkidir aşk… Çünkü çırılçıplak yaşanır; düşünsel, duygusal ve bedensel boyutuyla… Teklifsiz, beklentisiz, çıkarsız ve ikircimsiz yaşanır. Ki orada, ne bir gonca gülün gölgesine yer vardır ne de bir kuş kanadının…
Eğer bunlar, “acaba”, “ama”, “ancak” gibi sözcüklerle peydah olursa bir ilişkide, biline ki aşk sırra kadem basmıştır çoktan… Ve onun adı artık aşktan başka her şey olabilir… Ama asla aşk olamaz.
NOT : ALINTIDIR.
KONU : Sizce Giden midir Terkeden yoksa kaLan mı ?
gıden arkasına bakmıyosa
kalan aramıyosa
terketmıstır
Giden yada kalan,ne farkeder ki emekler ßo$a gittikten,ümitler tükendikten sonra ? Giden gitmi$,tüm hayaller sona ermi$tir..Geride anılar kalır hatırlanmak ßile istenmeyen…
bazen gitmek en büyük fedakarlıktır…
kalan terkedildiğini düşünse bile…
bazen gitmek zorunda kalırsın
gitme desin diye beklersin..
bazen gidenin ardından sadece susar insan
döner mi umuduyla…
ve öyle sevdalar vardır ki hepsini yaşayabilir….
kimi zaman gidendir terkeden, kimi zamanda kalandır….
“Sadece sesini bile duysam yeter diyebilmektir.” diyor kuzenim.
Ama ben katılmıyorum
Bence aşk dans etmektir! Yani benim aşkım dans…
Aşk,bunların dışında nedir biliyor musunuz;
Aşık olduğunuz adamın siz ayrıldıktan hemen sonra parmağına taktığı
alyansını görüp mahvolmanızdır!!!
Sesini duymadan uyumayıp.sesini duymadan uyanmadığınızın
dokunacak kadar yakınınızda olmasına rağmen elinizi uzatamayışınızdır!!!
Bağıra bağıra ağlarken boğazınızda hıçkırık tükendiğinden inleyerek uykuya dalmanızdır!!!
Sonra yeni bi başlangıç yine bi bitiş bu iş böyle ya insan aşık olmamalı
kızım olunca onu fanus içine koyacağım hiçbir erkek onu üzemesin
bence aşk sevipte sevilememenin ne büyük bi şey olduğunu gösterir tabi bu benim için çünkü bende çok seviorum ama bu şahıs benim kuzenimi seviomuş:(:(:( artık aşktan çok korkuyorum çünkü acı çekiyorum onu unutamıyorum tekrar söylüyorum sen benim inkansız aşkımsın KARAGÖZLÜM…
ŞİMDİYE KADAR AŞK BANA HEP ACI VERDİ…OF OF
aşk kaybedeceğini bilsen bile yarışmaktır.
Aşk cesaret ister
Kocaman bir yürek
Ondan kaçmak kimseye yakışmaz
Bu yolda sevdiğine kavuşmakta vardır,
Çamura bataklıklara saplanıp boğulmakta
Ama yine de yine de sevgi vardır
O her şeye inat bataklıklarda bile yeşerir
Çamur ve bataklıklar çağırır bazen gitmek gerekir.
bence giden terkeder shirinem
shirine giden terkedendir TabikiDE…GidenLere Üzülmemek YasLarını TutmaMak lazım..GiDen yeNi bi BaşlanGıç Yapmak iÇin gideR,kalan Sadece yasıNI tutar,geRiye dÖnmesini bekler…
UNUTMAYALIM YENİSİ GELİP AYNI HEYECANI TEKRAR YAŞATACAK İNSAN UMUTLU OLMALI….
giden sadece kendine iyi bak der. bitti kırıldım ve gidiyorum diyemediği için kendine iyi bak der. seni parçalara ayırır ve en büyük parçayı yanına alır gider…..
.
KASIRGA çok güzel yazmış evet giden kendine iyi Bak der söyleyecek birŞeyi olmadığı için…n’olur sudan sebeplerle ayrılmaya karar verenler kendine iyi bak demeyin!siz O’na iyi bakın dönüp sıkı sıkı sarılın bırakmayın.1 yanlış üç doğruyu asla GöTüRmEz,insan elindekinin değerini kaybedince anlıyor
MyImmortaL, 59 ve 64′te harika yazmışsın beni anlatmışsın resmenn… aşk ne kadar acı çektirse de umutlu olmalı insan… ama bir de pandoranın kutusu misali umudun insanı daha da kahretmesi var………..
Bir genç varmış önceleri her gün gözünün önünde olan gözlerine baktığında içini titreticek olan kızdan habersiz mutluluğu başka aşklarda arıyormuş. ta ki o an gelip o kızın gözlerine bakana kadar tamam demiş genç buldum işte aradığım kız bu herşeye değicek olan bu eğer birileri için bi şeyler yapacaksam her şeyi onun için yapmalıyım ve asla neden diye düşünmemeliyim çünkü o hepsini hak eder demiş. Sonra o kızın yurdunu oda numarasını öğrenmiş ve onun odasına hergün kimden geldiği belli olmayan bir adet gül göndermeye başlamış bir kaç gün geçtikten sonrada eline bir büket gül alarak kızın yurdunun önüne gitmiş çağırmış kızı onu çok sevdiğini soylemek için kız gelmiş yurdun önüne çocuğu görünce çok şaşırmış uzun uzun konuşmuşlar çocukla. kız gülleri alamayacağını söylemiş çocukta “ben bu gülleri senin için aldım sana vermedikten sonra ne yapabilirim ki bunları çöpe de atamam ben bunları, insan kalbini çöpe atabilir mi hiç” demiş eğer illede çöpe atılması gerekiyorsa sen at onları bu kalbi sen at çöpe demiş. Ayrılacakları zaman kıza vermiş gülleri arkasını dönmüş çocuk ama kıza bakıyormuş yinede gülleri ne yapacak diye. Kız yurda doğru giderken hiç düşünmeden güllerle birlikte çocuğun kalbinide atmış çöp kutusuna çocuğaysa kırık hayaller yarım kalmış umutlar ve geceleri sadece yastığıyla paylaştığı göz yaşları kalmış. Paramparça etmiş çocuğu ve en büyük parçayı yanında götürmüş geriye sarılması çok zor olan sarılsada sürekli kanayacak olan ömür boyu sızlayacak bir yara bırakmış. O gün bu gündür kimseyi sevememiş çocuk söylendiğine göre kalbini zincirle sarıp kilitlemiş. kalbide kilidide çoktan paslanmış. içindeki karanlık unutlarını da hayallerini de çoktan alıp götürmüş, sadece söz verdiği insanlar için yaşar olmuş. buz tutmuş bi yüreğe sıcaklığını hissettirmek dünyaya siyah beyaz bakan birine gökkuşağını göstermek çok zor arkadaşlar…..
o götürdüğü en büyük parça kalbidir
çünkü onu sakladığı onu sevdiği yer
ona saygı gösterdiği yer kalbidir
sizce o götürdüğü parça nedir
cevaplarınızı bekliyorum
Aşk herşeye katlanmaktır
:)
mutluluk acı sevgi ağzının kulaklarına varmasıdır
aşk bazen satranç tahtası gibi siyah beyazdır. doğru hamleleri yaparsan karşındakini kazanır yanlış hamleler yaparsan kaybedersin. ama yinede önemli olan oyuna başlamayı göze alabilmektir
merve, o götürdüğü parça kalbidir :p:p
aşk kocacımdır.
bunu söylediğine çoksevndim mutlu yarınlar
Aşk…
“birlikte aynı yöne bakmaktır.” birine göre. “umudunu kaybetmeden bekleyebilmektir.” bir başkası. “bir kere sesini duysam, bu bana yeter diyebilmektir.” diyen de var.
daha fazlası için:
http://mserdar.wordpress.com/2007/06/20/ask-2/
::)))… sevmek 1 tabak pilav üstü kuru yemektir… aşk ise 10 tabağı birden götürmektir… abartılmamasında yarar vardır derim hep… severek yenirse de mutlaka gaz yapar…