Kır ÇiçekLeri

Posted: 6, Ağustos, 2007 by shirine in ask üzerine..

                           

Gül için dikenine katlanabileceklerini söyleyenlerdir, kır çiçeklerini göremeyecek kadar güle bağlanmış olanlar ‘Gül’ derler, başka bir şey demezler üstüne…

Ömürleri güllere ulaşmak için tükenirken, ehemmiyet vermezler, ayak altında kalan, gül kadar narin, gül kadar güzel ama güzelliği fark edilmeyen kır çiçeklerine. Mutlu olma sevdasına düşmüşlerdir kendilerince.

Mutlu olmak için zorluklara katlandıklarını bile söyleyebilirler. Onlar için güzel bellidir artık. Takvim yaprakları birer birer düşerken, kimi zaman yol katedemediklerine üzülürler. Oysa güzellikler yanıbaşlarındadır her zaman, ama onlar her zaman güzellikleri uzakta aramak sevdasındadırlar. Uzaktaki kıymetlidir; zorluklarla elde edilen değerlidir; aradığında elinin altında olmayan güzeldir, derler.

Yanıldıkları tek nokta var: Onlar hep uzaklara bakarken, birileri katlanmıştır, onun güzel bulmadıklarına, birileri kıymet vermiştir kır çiçeklerine…

Mutlu olmak için, gelecek bir yarını beklemezler. Ayaklar altında ezilenlere ehemmiyet verip, onlardaki güzelliği fark edip, yarını beklemeden, bugünden mutlu olmaya başlayanlardır onlar. Bir kır çiçeğinin güzelliği onlar için yeterlidir. Gülde gönülleri varsa bile, onlara ulaşmak için ömür tüketmekten korkarlar ve kır çiçeğindeki gül güzelliğini fark ederler.

İnsan her zaman güzeli ister, güzel hastasıdır. Güzele ulaşmak için ömrünü feda eder. Oysa bir baksa etrafındakilere, mutlak bir güzeli fark edecektir. Ama tek bir düşüncenin kavanozunda kapalı kalmıştır. Güzeli ararken, ezerek geçtiği bir başka güzeli fark edemeyecek kadar kördür artık. Oysa bir çevirse uzakta takılı kalan gözlerini; gönül rahatlığı ile bir taksa farklı güzellikleri de görme gözlüğünü…

Hayatına renk verse, kır çiçeklerinden demetlenmiş bir demetle… Hayatını güzellikler yönüne değil de, güzellikleri hayatın yönüne çevirmeye çalışsa…

Bir görebilse kır çiçeğinin gül tarafını… Bir görebilse, hayal pınarının çeşmesinin değil de suyunun önemli olduğunu… Yetinse elindeki ile, güzelliğini bulmaya çalışsa elindekinin. Sevdiklerini gül demetleriyle mutlu edebilme fikrini atsa kafasından. Bir gün de kır çiçeği toplasa, sunsa sevdiklerine… Hayatını gül arama yolunda feda edeceğine, görse kır çiçeğinin gül yanını… Bir fark etse ayaklarının altındakileri,bir ehemmiyet verse kır çiçeklerine. “Sonuçta ikisi de çiçektir. Gül herkesçe güzeldir, kır çiçeği de bence güzeldir.” dese. Uzaklara bakmaktan, güle ulaşmaktan dermansız kalacağına, bu enerjiyle kır çiçeğini sevmeye ve sevdirmeye çalışsa; bu güzelliği sevdikleriyle paylaşsa. Güle ulaşma
arzusuyla koşturanlara gösterebilse kır çiçeğinin gül yanını. Anlatabilse gül için ömür tüketmenin boş olduğunu…

Gül güzeldir; ama sevgi mevsimi geçtikten sonra, gül için koşmanın bir anlamı kalmayacaktır. Öyleyse hiç vakit kaybetmeden al eline bir demet kır çiçeğini, onun sana sunduğu mutluluğu görmeye çalış. Çünkü hayat, mükemmeli aramaya yetecek kadar uzun değil!

Bir Kadının Aşkı

Posted: 6, Ağustos, 2007 by shirine in ask üzerine..

Karımı 1998′in sonbaharında kaybettim… Yedi senelik evliliğimizin iki
senesini kanser tedavisi için hastanelerde geçirmiştik. Karim, her evlilik
yıldönümümüzde ikimizin fotoğrafını çerçeveler, “Bunlar bizim hayatimizin
gölgeleri” derdi.. Öldüğünde, yedi tane resmimiz vardı.

97′in bir gecesinde onu aldattım. Oysa ona sürekli onu ne kadar çok
sevdiğimi ve sonsuza kadar sadık alacağımı söylerdim. Ölmeden iki hafta önce yine aynı şeyi tekrarladım. Tuhaf bir gülümsemeyle baktı bana ve sadece: “Biliyorum” dedi. İzmir’e kar yağdığı gün, yani bir ay önce,evdeydim. Fotoğraflarımıza bakıyordum yine… Her çerçevenin altında bir
harf olduğunu ilk kez o gün fark ettim.
- A.
- R.
- K.
- A.
- S.
- I.
- N.
Gerisi için yılları yetmemişti. Ama sanırım “Arkasına bak” yazmaya filan
niyetlenmişti. Hemen çerçevelerin arkasına baktım. Hiçbir şey yoktu. Sonra
bir şey dürttü beni, hepsini teker teker söktüm. inanabiliyor musunuz, her
birinin arkasından bir mektup çıktı! Geçirdiğimiz her sene için sevgi dolu
sözler yazmıştı.
1997′deki resmimizin içinden çıkan zarf ise simsiyahtı. Ve içinden su
sözler çıktı:
“14 Mart 1997/Gözlerin bana başka birine dokunmuş gibi baktı/ Söylemene
gerek yok, biliyorum…”
2002′deyiz. Onu kaybedeli 4, aldatalı 5 yıl oluyor.
İçim acıyor simdi.
Çünkü kadınlar biliyor, hissediyor…
Seni seviyorum diyenin sevgisinden şüphe et, çünkü; aşk sessiz, sevgi dilsizdir..

[aLıntı]

ayçiçeği

Posted: 6, Ağustos, 2007 by shirine in DostLuk

                   

Bir zamanlar küçük bir papatya varmış.Kocaman bir kayanın siperciğinde yaşarmış. Çevresinde ballıbabalar, katırtırnakları, utangaç mavi mine çiçekleri açarmış. Her sabah, gün doğumunda bütün çiçekler uyanırmış. Sabah aydınlığıyla genişleyen gökyüzünü izlerler, mutluluk türkülerini bir ağızdan söylerlermiş. Hepsi birbiriyle dost, hepsi arkadaşmış. Aradan uzun bir zaman geçmiş. Günlerden bir gün, bizim küçük papatya her zamanki gibi tan atımında uyanmış. Uyanmış uyanmasına ama eskisi gibi keyfi yerinde değilmiş. İncecik gövdesi kırılıp dökülüyormuş. ” Herhalde akşam yağan yağmur yüzünden hastalandım” diye düşünmüş. O sırada gözü yakın arkadaşı ballıbaya ilişmiş. Zavallı ballıbaba, ıslak toprağa serilmiş, yatmıyor mu?.. “Ne oldu sana kardeşim” diye seslenmiş ballıbabaya.. Ballıbaba başını güçlükle papatyaya çevirmiş, gözlerinden ip gibi yaş akıyormuş. ” Bu soruyu yalnız bana sorma papatyacık. Hepimiz perişan durumdayız. Öteki arkadaşlar da benim durumumda. Akşam durmadan yağan yağmur toprağı alıp götürdü, çiçeklerin kökleri dışarda kaldı. Hepimiz yavaş yavaş ölüyoruz” Papatya duyduklarına inanamamış, çevresine bakınmış, bir düşte karabasan gördüğünü sanmış. ” Peki, demiş. Ben neden hala ayaktayım? Neden benim köklerim sapasağlam toprakta?” Öteden mavi mine sızlanmış. ” Çünkü seni koruyan bir kaya var. Onun siperinde yaşıyorsun. Sonbahar yağmurları başladı. Bizler yağmur selinden kendimizi koruyamayız. Bundan kaçış yok. Elveda güzel yüzlü papatya” demiş. Papatya dostlarının birer birer yağmur sularıyla gidişini izlemeye dayanamazmış. ” Hayır, diye isyan etmiş. Tükenişinize dayanamam. Ben gelecek yıl da burada olacaksam sizler de benimle kalmalısınız.” “Nasıl olacak bu. Olanaksız” diye ağlıyormuş küçük çan çiçeği. Papatya kolay kolay vazgeçmezmiş ama. Dirençliymiş, kararlıymış. ” Sizleri bırakamam demiş, hepiniz tohumlarınızı bana verin. Onları gelecek yıla kadar kendiminkilerle birlikte saklayacağım.Ya birlikte tükeniriz, ya birlikte yaşarız” Sonunda arkadaşlarını ikna etmiş. Hepsinin tohumlarını bir bir toplamış.Eh.. böyle bir dayanışmaya, böyle güçlü dostluğa kolay kolay rastlanmaz..Yeter ki kendi küçük de olsa, kocaman yüreğiyle bir papatyanın sevgisini taşıyabilelim. Ondan sonraki zamanını harıl harıl çalışmakla geçirmiş papatyacık. Kökleriyle sımsıkı toprağa sarılmış.Gövdesini genişletmiş. Giden arkadaşlarının tohumlarını göğsüne yapıştırmış. Kış gelmiş. Kötü rüzgarlar önüne gelen ne varsa almış götürmüş, papatya kayanın kuytusuna saklanmış. Rüzgara, yağmura, kara karşı direnmiş, dayanmış. Soğuk, zehir gibi havada tohumlar donmasın diye onlara daha bir sıkı sarılmış. Gözleriyle durmadan güneşi aramış. Bir parça gün ışığı görse yüzünü, gövdesini güneşten yana çevirirmiş.Ama o zorlu kışı geçirmek kolay değil. Toprağa öyle tutunmuş ki kökleri kalınlaşmış, soğuktan tohumları korumak için Sonra yaprakları uzamış, güneş izleyen yüzü büyümüş büyümüş.. Sıcak yüzlü ilkbahar geldiğinde dimdik ayakta bulmuş bizim güneş yüzlü çiçeği. Ama artık o bir Ayçiçeğiymiş.Hiç bir tohum zedelenmeden onunla yaşıyormuş. Dostluğun ölümsüz öyküsüdür Ayçiçeği, o gün bugündür güneşi izler dururmuş.Söylentiye göre dünyayı ve yürekleri aydınlatan güneş sevginin ta kendisiymiş.

kendi aranızda dua etmeyin !

Posted: 5, Ağustos, 2007 by shirine in Karikatürler

Türk erkeği

Posted: 3, Ağustos, 2007 by shirine in Genel

FIRSATINI BULUNCA ALDATIR !

Turk erkegi ne zaman aldatir, hangi takimi tutar, ne kadar kitap okur?
Turkiye Erkek Profili arastirmasina gore, her gun banyo yapan erkek orani yuzde 33. Okuma yazma bilen erkeklerin yuzde 46′si ise hayatinda hic kitap almamis

Turkiye genelinde 24 ilde, yuz yuze anket yontemiyle gerceklestirilen “Turkiye Erkek Profili” arastirmasinin sonuclarina gore, Turk erkekleri giderek sagligina, giyimine ve beslenme aliskanliklarina dikkat eder hale geldi ama eski aliskanliklari da devam ediyor. Arastirma, Efes Pilsen icin TNS Piar tarafindan yapildi.

      

GALATASARAY BIRINCI

Erkeklerin yuzde 34′u Galatasaray taraftari. Galatasaray’i yuzde 22 ile Fenerbahce ve yuzde 17 ile Besiktas izliyor. Erkeklerin yuzde 20′si fanatik bir taraftar ve hayatin anlami sadece futbol

FIRSATINI BULAN ESINI ALDATIYOR

Turk erkeginin dortte ucu esini guzel buluyor, gurur duyuyor, asiri kiskaniyor. Ama firsatini bulunca aldatanlarin sayisi da azimsanmayacak kadar cok. Erkeklerin yuzde 21 esi ya da sevgilisini aldattigini itiraf ediyor. Ekonomik gucu yeterse birden fazla kadinla evlilik yapilmasinda sakinca gormeyenlerin orani ise 12.5

ALYANSLA ARALARI HIC IYI DEGIL

Ortalama 23 yasinda evlenen erkeklerin yuzde 63′u evlendikten sonra parmagina alyans takmiyor, yuzde 69′u hem resmi, hem de dini nikah yapmayi tercih ediyor. Arastirma sonuclarina bakildiginda ciftler arasinda kan bagi orani sehir yasaminda gitgide azaliyor. Ciftlerin yuzde 88′nin arasinda kan bagi yok

KITAP OKUMUYORLAR


Gunde ortalama 3-4 saat televizyon izleyerek vakit geciren Turk erkeginin okuma faaliyetleriyle de arasi iyi degil. Okuma yazma bilen erkeklerin yuzde 46′si hayatlarinda hic kitap satin almazken, yuzde 28′i uzun zamandir kitap almadiklarini ifade ediyor. Okuma yazma bilen erkeklerin yuzde 65′i hic ya da uzun zamandir kitap okumadigini itiraf ediyor


Doğru..

Posted: 3, Ağustos, 2007 by shirine in BiLmedikLerimiz..

deliksiz uyku

Posted: 30, Temmuz, 2007 by shirine in Karikatürler