Sen baharın yağmurla getirdiği özlemdin içimde. Çiğ tanesi kadar saf ve ne olduğunu anlayamadığım yanımdın. Düşüpte ıslanmaktan korkutan bir savaştın yüreğimde.
Özlemini her gece hissettiğim ve seni sevmekten hiç birzaman vaz geçmediğim için özeldin. Soran gözlerle yüzüme baktığında ya da her kavga edişimizde fırtınalar kopardı yüreğimde,sen hiç bilmezdin. Benim susuşum senin kaçışını desteklerdi belkide. Söyleyemediğim sözlerle doldu kalbim ve sen her seferinde gün batışını anımsattın bana, onun kadar güzel, onun kadar huzur verici. Aslında bir okadarda uzaktın bana ama ben hep yanımda hissettim seni hemde uzanıp tutacak kadar yakınımda.
Uzaktan sevmeyi hiç sevmiyordum aslında, ama uzaktan sevmek zorundaydım. Kimse bilmemeliydi seni sevdiğimi, sonra kopup giderdin benden, arkadaş bile kalmazdın bilirdim. Bir sevdiğin vardı hep konuşurken duymuştum. Sonrada sen anlattın bana sevgilini. Hiç görmediğim birinden nefret ettim onu sevdiğin için ve sonra dayanamaz oldu gönlüm bu ağırlrğa.
Seni görünce acımaya,kanamaya başladı. Tükenmeye başladım ömrümün baharında. Çokta tatlıydın o gülen sürmeli gözlerinle. Rüyamda,kumsalda dolaştığımızı,ayışığında dans ettiğimizi gördüm ve her gerçeğe dönüşümde hayaller biraz daha uzaklaşmaya başladı benden. Artık biliyordum seni benden ayıracak hiç bir gücün kalmadığını.
Yürüyordum sokaklarda tek başıma. Caddeler telaşlı insanlarla doluydu ve ben ilk kez bu kalabalığın içinde ”SENSİZ NE YAPARIM”diye düşünüyorum. Birden kuşların öttüğünü farkettim,sonra denizin mavi olduğunu ve dünyanın senin etrafında dönmediğini. Bütün bunlara rağmen seni her görüşümde yüreğim kanatlanıp uçacakmış gibi hissediyorum.Alıştım…
Artık biliyorum. Aşk tek kişilikte yaşanabilir. Bunu anladığım günden beri daha yakınsın bana. Şimdi herseyi farkediyorum. Biliyorumki bir yanım hala eksik. Hani derler ya: ”elmanın bile iki yarısı var” ,işte benim eksik yarımda
‘SENSİN’
[aLıntı]
………..
SEVGİLİSİNİN DUYGUSUZ OLDUĞUNDAN YAKINANLARA BİR HİKAYE
Sabah uyandığında midesinde bir yanma hissetti.
Yanmanın nedeni aksam yedikleri değil,uyanır uyanmaz bugün yapacaklarının aklına gelmesiydi.
Bugün 2 yıldır götürmeye çalıştığı bir birlikteliği bitirecekti.
Aslında bunu yapmakta geç bile kalmıştı.
Bitmeli dedi içinden,her gün bu tatsız uyanış bitmeli.’
Genç adam bunları düşünürken suratı şekilden sekile giriyordu.
Süratle giyinerek dışarı çıktı.
Bugüne kadar hiç bekletmemişti onu, simdi de bekletmemeliydi.
İstanbul, soğuk ve yağmurlu bir Nisan ayı yasıyordu.
Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi; ’Bulutlar bizim yasayacaklarımızı biliyor. onlar bile ağlıyor halimize…’BULUŞMA VAKTİ…Artık Kadıköy iskelesindeydi. Birkaç dakikalık beklemeden sonra karsıdan kız arkadaşının geldiğini gördü.
Simdi midesindeki ağrı daha da artmıştı. Beşiktaş’a geçtiler. Yolculuk sırasında hiç konuşmadılar.
Genç kız,sevgilisinin bu durgunluğuna anlam verememişti.
Nereden bilecekti bugün ayrılık çanlarının çalacağını…
Beşiktaş’a geldiklerinde bir cafe de
oturdular.
Genç kız anlamıştı sevgilisinin kendisine bir şey söylemek istediğini.
Bana bir şey mi söylemek istiyorsun’ diye sordu. Genç adam gözlerini
kaçırarak ’Evet’ dedi.
Genç kız heyecanlanmıştı, biraz da sinirlenerek ’Söylesene, ne diye
bekliyorsun’ dedi.
Genç adam içini çektikten sonra ’Sence biz nereye kadar gideceğiz?’ diye sordu.
Genç kız, ’Bunu sorma gereğini niye duydun?’ diye yanıt verdi.
Genç adam söze başladı…
’’Birkaç ay önce aksam 23:00 civarında sana telefon açıp senin için yazdığım şiiri okumak istemiştim.
Sen bana ’Sırası mi simdi canim yaa, isin gücün yok mu?’ demiştin.
Biliyor musun o an nakavt olan bir boksör gibi hissettim kendimi.
Özür dileyip telefonu kapatmıştım.
Daha sonra da bu şiiri benden hiç istememiştin.
Geçenlerde hasta olup yataklara düştüğümde arkadaşlarımla birlikte sen de gelmiş, Meralin ’Sen şanslısın, sevgilin sana bakar’ sözüne ’İşim yok da sana mi bakacağım, annen baksın’ demiştin. Hatırladın mı?’’DUYGUSALLIGI SEVMEM…Genç kız, ’Biliyorsun ben duygusallığı sevmiyorum.
Hem hasta bakici gibi göründüğümü de kimse söyleyemez’ diye yanıtladı. Genç adam güldü, ’Evet canim haklisin.
Zaten olmak istesen de bu kalbi taşıdığın sürece hasta bakici, hemşire falan olamazsın.
Genç adam devam etti…
Bana şimdiye kadar kaç kere sabahın erken saatlerinde güzel sözcüklerden oluşan bir mesaj çektin? Hiç…
Hatta günün hiçbir saatinde çekmedin.
Duygusallığı sevmeyebilirsin.
Ama sen seni seven insanları da mutlu etmeyi sevmiyorsun.
Halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanları mutlu etmeyi seviyorum.
Seni tanıdığımdan beri her sabah, her aksine her gece yani seni andığım her saat tatlı bir mesajım vardı senin için biliyor musun? Seninle ben AKLA KARA gibiyiz.
Genç kız anlamıştı, ’Yani ne istiyorsun benden sair olmamı mı?
Genç adam tekrar gülümsedi içinden.
Dün gece verdiği ayrılık kararının ne kadar doğru olduğunu düşündü.
’Hayır’ dedi, ’Sair olmanı istemiyorum.
Olamazsın da…
BIZ AYRILMALIYIZ.
Ayrılırsak ikimiz için de en hayırlısı olacak.’ Genç kız şaşırmıştı,
’Neden ama? Ben seni seviyorum. Senin de beni sevdiğini sanıyordum.’
Genç adam iç çekerek ’Hayır canim, sen beni sevdiğini sanıyorsun.
Eğer beni sevseydin simdi başka şeyler konuşuyor olurduk’ dedi.
Genç kızın gözleri yaşarmıştı. Genç adam cebinden çıkarttığı mendili
uzattı, genç kız gözyaşlarını silerek
’Sen bilirsin, umarım beni bir başkası için bırakmıyorsundur…’ dedi.
Genç adam ’Nasıl böyle bir şey düşünürsün, senden başka kimse olmadı ve uzun zaman da olacağını sanmıyorum’ yanıtını verdi.
Genç adam ve genç kız iki sevgili olarak oturdukları masada Artık iki yabancıydılar.
Birkaç dakika sessizce oturduktan sonra Genç kız, ’Kalkalım istersen’ dedi.
Genç adam ’Ben biraz daha burada kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin’ diye yanıtladı.
Genç kız ’Tamam o zaman sana mutluluklar dilerim’ diyerek elini uzattı.
Genç kızın sesi ve eli titriyordu. Genç adam
’İstersen arkadaş kalabiliriz’ dedi ve birbirlerine son kez sarıldılar.
’BEN DOGRU YAPTIM…”
Genç adam doğru yaptığına inanıyordu.
Eve döndüğünde yürümekten bitap bir haldeydi.
Odasına girdi.
Gece bitmek bilmiyordu.
Sabah erken kalkıp ise gidecekti, uyumalıydı.
Birkaç saat sonra uykuya dalmayı başardı.
Sabah 7’de saatin ziliyle uyandı.
Evden çıkacağı zaman cep telefonuna baktı, mesaj ve 10 cevapsız arama vardı.
Yorgun olduğu için Duymamıştı telefonun sesini. Aramalar ve mesaj sevgilisindendi. Heyecanla mesajı açtı, şunlar yazıyordu:
SADECE ONLARI SEVMEYI SEVDIM,
HEPSINI ONLARSIZ YASADIM DA,
BIR SENI SENSIZ YASAYAMIYORUM,
BU AşKI TEK KALPTE TASIYAMIYORUM,
SANA YEMIN GÜZEL GÖZLÜM,
BIR TEK SENI SEVDIM,
VE SENI SEVEREK ÖLECEGIM,
ELVEDA BIRTANEM…
Genç adam şaşırmıştı.
Onu tanıdığı günden beri ilk defa şiir alıyordu ve üstelik sabahın besinde yazmıştı.
Heyecanla onu aradı, telefonu Yabancı bir ses açtı.
Genç adam ’’Nalan’ la görüşebilirmiyim?’’Dedi.
Ama karşısındaki ağlıyordu, hıçkıra hıçkıra hem de…
’Ben onun annesiyim yavrum, kızım bu sabah intihar etti.
Gece sabaha kadar birilerini arayıp durdu.
Sabah odasının ışığını sönmemiş görünce girdim. Yavrum kendini asmıştı….’
YIGILIP KALDI…
Genç adam beyninden vurulmuşa döndü.
Bir gün önceki mide ağrısının İki katini çekiyordu simdi.
Olduğu yerde yığılıp kaldı…
Birkaç ay sonra iki doktor konuşuyordu hastanede.
Doktorlardan biri diğerine karsıdaki hastanın durumunu soruyordu.
Doktor yanıt verdi…’Haaa o mu? Üç ay önce
getirdiler. Kendisi yüzünden bir kız intihar etmiş.
O günden sonra cep telefonunu elinden hiç bırakmamış.
Devamlı bir şeyler yazıp birine yolluyor.
Geçenlerde merak ettim.
O uyurken gönderdiği numarayı aradım.
Numara 3 ay önce iptal edilmiş.
Gelen mesajlarda bir şiir var.
Bu adam duygusal mi bilmem ama benim anladığım Kadarıyla şiiri yazan çok duygusal biriymiş…
“ÇEVRENIZDEKİ İNSANLARIN NE HİSSETTİĞİ YA DA NE DÜŞÜNDÜĞÜN DEN O KADAR EMİN OLMAYIN, BAZEN BİR KALBİN, İÇİNDE NELER SAKLADIĞINI ÖĞRENDİĞİNİZDE HERSEY İÇİN ÇOK GEÇ OLABİLİR…”
………..
PAPATYANIN ASKI
Koskoca bir bahçede harikulade çiçekler içinde bir papatya.. Ve papatya aşık olmuş, yanmış tutuşmuş ak sakallı bahçıvana..Bir ümit bekliyormuş. Yüzlerce çiçeğin arasından.. Onunla, sadece onunla saatlerce ilgilensin.. Buz gibi suyunu sadece ona döksün istiyormuş.. Sadece ona değsin makası, Sadece ona gülsün dudakları.. Kıskanıyormuş bahçıvanı, Kırmızı güllerden, Sarı lalelerden, Mor menekşelerden…. Zambaklardan… Papatya, sadece bahçıvan için açıyormuş, Bembeyaz yapraklarını..Bir gün, Aşkı öyle büyümüşki… Papatya yapraklarını taşıyamaz olmuş.. Eğilivermiş boynu.. Toprağa bakıyormuş artık.. Bahçıvanın sadece sesini duyuyormuş.. Ayaklarını görüyormuş.. Bunada şükür diyormuş.. Yetiyormuş ona, bahçıvanın varlığını hissetmek…Zaman akıp gidiyormuş.. Papatya bahçıvanın yüzünü görmeyeli çok olmuş.. Ne var sanki boynumu kaldırsa Bir kerecik daha görsem yüzünü diyormuş.. Ve işte bir gün..
Bahçıvan papatyaya dopru yaklaşmış.. İncecik bedenini ellerinin arasına almış.. Elindeki sopayı, köklerinin yanına, toprağa sokmuş bir iple papatyanın gövdesini bağlayıvermiş sopaya.. Papatya o an daha çok sevmiş bahçıvanı.. Hala göremiyormuş onu, ama bedeni kurtulmuş…
Uzun bir müddet sonra, Bahçıvan uğramaz olmuş bahçeye.. Gelen giden yokmuş.. Kahrından ölecekmiş papatya.. Ama işte bir sabah…
Hortumdan akan suyun sesiyle uyanmış.. Derin bir oh çekmiş.. Çılgıncasına sevdiği bahçıvan geri gelmiş.. Birden, kendisine doğru gelen iki ayak görmüş.. Bu onun delicesine sevdiği bahçıvan değilmiş.. Başka birisiymiş.. Adamın elinde bir de makas varmış.. Papatyanın kafasını kaldırmış yukarıya doğru..
Ne güzel açmışsın sen öyle demiş.. Bu gencecik, yakışıklı bir delikanlıymış.. Gözleri gök mavisi, saçları güneş sarıymış.. Ama gövden seni taşımıyor demiş. Elindeki makası papatyanın boynuna doğru uzatmış.. Ve bir hamlede bağını gövdesinden ayırmış.. Papatya yere düşerken hatırlamış sevdiğini.. O ak saçlı, ak sakallı, yaşlımı yaşlı bahçıvanı hatırlamış.. Birde o gencecik, yakışıklı delikanlıyı düşünmüş.. Ve o an anlamış, neden o yaşlı bahçıvanı sevdiğini.. O her şeye rağmen, papatyaya emek vermiş.. Ona hiç bir zaman güzel olduğunu söylememiş, ama onu aslında hep sevmiş…
Papatya anlamış artık..
Sevgi, emek istermiş…
Yere düştüğünde son bir kez düşünmüş sevdiğini.. Teşekkür etmiş ona içinden.. Son yaprağıda kuruduğunda, biliyormuş artık..
* Gerçek sevginin, söylemeden, yaşamadan ve asla kavuşmadan varolabileceğini…

[E]ger gidersen birgün bilki ölürüm
[S]ensizlik zindan ben sende boğulmuşum
[R]azıyım senden gelene gönlü bir hoşum
[A]l benide yanına kurtar azaptan
Yorum�Yorumlar yazan: rams — 6, Haziran, 2007 @ 12:28 am |
[E]ger
[S]en de
[R]azıysan
[A]l benide
Yorum�Yorumlar yazan: sedat — 6, Haziran, 2007 @ 9:46 pm |
Allamm yarabbimm ne bu yah &:) coq thanx &:D
Yorum�Yorumlar yazan: shirine — 6, Haziran, 2007 @ 9:57 pm |
beynim kabul etti ama kalbim etmio ki:(
Yorum�Yorumlar yazan: nazli kiz — 12, Haziran, 2007 @ 9:40 pm |
kabullenmek …
Yorum�Yorumlar yazan: shirineselimi — 12, Haziran, 2007 @ 9:56 pm |
seninle askı yasamak en zoru en özgürü en agır bedeli olsada sana sarılmak asık olamk hersey deger
bitanem gel artık güzel gözlün seni çok özledi
Yorum�Yorumlar yazan: hilal — 15, Haziran, 2007 @ 7:29 pm |
Ben de ösLedim hem de KoCaman &:(
Yorum�Yorumlar yazan: shirine — 15, Haziran, 2007 @ 7:38 pm |
ne kadar şanslısınız özleyecek biriniz var
Yorum�Yorumlar yazan: shirineselimi — 15, Haziran, 2007 @ 11:27 pm |
Günesi seviyorum diyorsun günes açinca gölgeye kaçiyorsun.
Yagmuru seviyorum diyorsun yagmur yaginca semsiyeni açiyorsun.
Korkuyorum sevgilim çünkü,
beni de sevdigini söylüyorsun !
aaahh ahh
Yorum�Yorumlar yazan: yenigeldi — 24, Haziran, 2007 @ 6:52 pm |
Hayal Kırklklrıyla Dolu Albmümü Açtım Dün… Klbim Acıdı, Ben Ağladım… Bn Ağladım, Albüm Islandı… Albüm Islandı, İzlr Kldı…
Yorum�Yorumlar yazan: Yaşamak Mı Seni Sevmek? Ölmek Mi Senden Ayrılmak? — 30, Haziran, 2007 @ 12:31 pm |
ASKIMI ÖZLEDİM BENDE SİMDİK:(
Yorum�Yorumlar yazan: filiz — 2, Temmuz, 2007 @ 5:23 pm |
of of bende çok ösledim yaw ama bizim ki imkansız türk filmi gibi ama gerçek allahım nedir benim aşktan çektiğim:(:(:(
Yorum�Yorumlar yazan: fatoş — 7, Temmuz, 2007 @ 10:09 am |
seni seviyorum bitanem cesurum ii ki varsın biz düşmeyelim böyle hatalara geç olmadan deyin sevginizi
Yorum�Yorumlar yazan: serwer — 7, Temmuz, 2007 @ 12:41 pm |
semih saol aşkım ya n şanslıyız dimi biz az kaldı vuslata serwer sana katılıorum dünya o kadar güzelliklerle dolu ki alışın sevginizi dile getirmeye herkesi çok sewiorum SEMİH en çok da seni aşkım
Yorum�Yorumlar yazan: serphyl — 7, Temmuz, 2007 @ 12:51 pm |
çok şanslısınız siz o zaman sizin adınıza sevindim ama herkes sizin gibi şanslı deil:(:(:(
Yorum�Yorumlar yazan: fatoş — 7, Temmuz, 2007 @ 1:16 pm |
dimi ama…
Yorum�Yorumlar yazan: fatoş — 7, Temmuz, 2007 @ 1:19 pm |
kıslar bende sizin gibi mutlu olamayanlardanım benide aranıza alırmısınız
(((
Yorum�Yorumlar yazan: ÖZNUR — 7, Temmuz, 2007 @ 2:31 pm |
valla ben alırım çünkü ben bu aralar çok dertliyim…
Yorum�Yorumlar yazan: fatoş — 7, Temmuz, 2007 @ 3:01 pm |
sağolun kıslar ama zamamnında bisde çok çektik şimdi meyvelerin topluyoruz sabır herseyin ilaçıdır inanıyorum sizde bi gün yakalrsınız
Yorum�Yorumlar yazan: serphyl — 8, Temmuz, 2007 @ 9:33 am |
sadece kızlar denirmi yaaaa serphyl;)
Yorum�Yorumlar yazan: shirineselimi — 8, Temmuz, 2007 @ 11:57 am |
sanada kardeşim
Yorum�Yorumlar yazan: serphyl — 8, Temmuz, 2007 @ 12:33 pm |
Mini bir aşk hikayesi…..
“Kadın her sabah olduğu gibi o günde beyaz değnegi ve el yordamı ile otobüse binmişti.
Şöför : -Soldan üçüncü sıra boş hanımefendi, dedi.
Kadın 32 yaşında güzel bir bayandı ve eşi oldukça yakışıklı bir hava subayı idi. Bundan birkaç ay önce yanlış bir teşhis sonucu
gerçekleştirilen ameliyatla gözlerini kaybetmişti genç kadın ve asla göremeyecekti.
Kocası ameliyattan sonra acı gerçeği öğrenince yıkılmış ve kendi kendine bir söz vermişti. Asla karısını yalnız bırakmayacak, ona sonuna
kadar destek olacak, kendi ayakları üzerinde durana kadar cesaret verecekti.
Günler geçiyordu. Kadın her geçen gün kendini daha kötü hissediyor, çok sevdiği kocasına yük olduğunu düşünüyordu. Eşinin bu içine
kapanık, karamsar hali kocayı çok üzüyordu. Bir an önce bir şeyler yapması gerekiyordu, karısı günden güne kendi içine kapanık
dünyasında kayboluyordu.
Bütün gün düşündü koca nasıl yardım edebilirim güzeller güzeli eşime. Birden aklına eşinin eski işi geldi. Geri dönmesini isteyecekti.
Ama bunu ona nasıl söyleyecekti, çünkü artık çok kırılgan ve neşesizdi. Bütün cesaretini toplayarak akşam karısına konuyu açtı.
Karısı dehşetle gözlerini açtı. – Ben bunu nasıl yaparım ben körüm, diye bağırdı.
Kocası ona destek olacağını her sabah işe onu kendisinin bırakacağını ve akşam alacağını ve ona çok güvendiğini söyledi. Çünkü eşini
tanıyordu ve bunu başarabileceğini biliyordu.
Kadın büyük bir umutsuzlukla kabul etti çünkü eşini çok seviyordu ve onu kırmak istemiyordu.
Her sabah eşini işine bırakıyor ve akşamları alıyordu fedakar koca. Günler böyle ilerledi karısı eskisinden biraz daha iyiydi. Fakat kocası
daha fazlasını istiyordu, kendisine söz vermişti sonuna kadar gidecekti.
Akşam karısına: – Artık ise kendin gidip gelmelisin, dedi. Kadın şaşırmıştı. Bunu asla yapamayacağını söyledi. Kocası ısrar edince onu
yine kıramadı ve bütün cesaretini topladi bunu kendisi de istiyordu ama o kadar güveni yoktu.
Sabahları kadın artık otobüs durağına kendisi gidiyor, otobüsüne biniyor ve otobüsten inerek işine gidebiliyordu .
Günler günleri kovaladı hiçbir problem yoktu. Yine bir gün otobüse binerken, şöför :
- ‘Sizi kıskanıyorum, hanımefendi’ dedi.
Kadın kendisine söylenip söylenmediğini anlayamadan, neden, diye sordu.
Şöför, – Çünkü her sabah sizin arkanızdan bir hava subayı genç adam otobüse biniyor ve bütün yol boyunca sevgi ile size bakıyor,
otobüsten indikten sonra yeşil ışıkta yolun karşısına geçmenizi bekliyor siz binaya girdikten sonra arkanızdan öpücük yollayıp size her
gün sevgiyle el sallıyor, dedi.”
Yorum�Yorumlar yazan: kasirga — 8, Temmuz, 2007 @ 9:07 pm |
aahhh ahhh gelde duygulanma işte:))))
Yorum�Yorumlar yazan: ÖZNUR — 9, Temmuz, 2007 @ 7:30 am |
biliyordum o hikayeyi;)
Yorum�Yorumlar yazan: shirineselimi — 9, Temmuz, 2007 @ 9:11 am |
ah ah nasıl üzülmeyim şimdi:(
Yorum�Yorumlar yazan: filiz — 9, Temmuz, 2007 @ 4:17 pm |
Bi de kendi hikayem var arkadaşlar belki bir gün onuda yazarım.
Yorum�Yorumlar yazan: kasirga — 9, Temmuz, 2007 @ 4:43 pm |
[S]ana yanmışım ben
[A]şkım diyemem
[İ]tiraf etmek isterim sana aşkımı
[T]erkedip gitmenden korkarım.
NASILIM?
Yorum�Yorumlar yazan: adımı söyleyemem. — 11, Temmuz, 2007 @ 12:40 pm |
Gerçekten gerçek bi aşk hikayesi ne mutlu diliyorum herkes böyle bir aşk yaşar…
Yorum�Yorumlar yazan: serphyl — 11, Temmuz, 2007 @ 7:36 pm |
YAAA ÇOOOOK YALNIZIM
Yorum�Yorumlar yazan: DENİZ — 12, Temmuz, 2007 @ 5:42 pm |
ben sana resmen aşığımmm…….
Yorum�Yorumlar yazan: rams — 31, Temmuz, 2007 @ 8:52 pm |
bn birini çok seviyorum ama söyleyemiyorum arkadaşlar
Yorum�Yorumlar yazan: yalnız — 10, Ağustos, 2007 @ 9:52 am |
napmalıyım bişi söyleyin akıl verin nolur
Yorum�Yorumlar yazan: yalnız — 10, Ağustos, 2007 @ 9:52 am |
yalnız bence qit ve söyle sevdiğini belki o da sana karsı biseler hissediodur sonucu ne olursa olsun söylemelisin die düsünüorum çünkü mutluluk ertelenmeye qeLmez
Yorum�Yorumlar yazan: shirine — 10, Ağustos, 2007 @ 3:24 pm |
bnce nasıl acaba:-)
Yorum�Yorumlar yazan: maia — 6, Haziran, 2008 @ 6:18 pm |
benimde bir sevdiğim var ama ona onu sevdiğimi söyleyemiyorum çünkü benim çocukluk arkadaşım onu çok seviyorum belki ona sevdiğimi söylersem arkadaşlığınıda bırakır diye korkuyorum bana yardım edermisiniz napayım ben !!!!
Yorum�Yorumlar yazan: hazal — 26, Temmuz, 2008 @ 1:01 pm |
ßence keSinLiqLe SölemeLiSin =) çnqü eğeR SöLemeSSen pişman oLaßiLiRSin
ßeLkiDe ßşkaSıyLa çqıcaq we Senin için çq Geç oLucaq hem onu kayßeDmeqDen
koRkmamaLıSın çnqü SonuçDa çq GeçmişiniS wrDıR Senin onu Sewmenin hçßişi
DeişDiRiceeni SanmıoRum ßence ßiLmeLi we HayaDDa hç ßişiyi enGeLLemeyeLm
yapmaq iSDiipDe yaßmamaq ceSaReDSizLiqDir Siz ceSaRetSiz miSiniz? =)
Yorum�Yorumlar yazan: HanDe ! — 30, Ağustos, 2008 @ 3:06 pm |